Beylerbeyi nedir?

Oğuz Türklerinde kullanılan eski bir unvandır. Osmanlı devletinin ilk zamanlarından başlayarak «askeri umumi vali» yerine kullanılmıştır. Bugünkü orgeneralliğin karşılığıdır. «Beylerbeylik» denen en büyük mülki taksimat, Tanzimattan sonra vilayet adını almıştır. On dördüncü yüzyıl boyunca beylerbeyi, Osmanlı Devletinde taşra kuvvetlerinin kumandanı ve çeşitli sancaklara dağılmış beylerin topluca amiri durumundaydı. Dolayısıyla belli bir bölge ile doğrudan doğruya münasebeti yoktu.

İlk defa olarak Sultan Birinci Murad zamanında lala Şahin Paşa Rumeli Beylerbeyi olarak tayin edildi. Edirne ise, beylerbeyliğin ilk merkezi yani Paşa sancağı oldu. Daha sonra bu beylerbeyliğe ilave olarak 1393’te Anadolu, 1413’te ise rum (Amasya, Tokat, Sivas) ve daha sonra Karaman beylerbeylikleri kuruldu. On altıncı yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devletine geniş yeni toprakların ve ülkelerin katılmasına kadar yeni devletin ilk iki yüz yıllık gelişmesinde bu dört beylerbeyliğin önemi çok büyük oldu. On beşinci yüzyıl beylerbeyi beratlarına göre bunların görevleri şu şekildedir:

Eyaletindeki bütün devlet işlerinde sultanın temsilcisi olarak beylerbeyi, divanında askeri zümresine dair çeşitli meseleleri halletmek. Bölgesinde emniyeti sağlamak. Timarlıların atanma ve terakkileri ile belli bir miktara kadar timar tevcih işlemlerini yürütmek. Beylerbeylerinin bu genel otoritelerine karşı bölgelerinde bir sancağın kendilerine ayrılmış olması dolayısıyla normal idarede bunlar da birer sancak beyi sayılabilirler. Ayrıca bölgelerindeki sancak beylerinin tayinlerinin doğrudan doğruya merkezden yapılması ve sancak beylerinin idarede ve seferlerde yine sultanın emriyle ayrı olarak görevlendirilebilmeleri beylerbeylerinin otoritelerini sınırlandırmaktadır.

On yedinci yüzyılda ise sancakbeyi tayinlerinde beylerbeyilerin (eyalet valilerinin) daha fazla sözü geçmeye ve bazı tayinler bunların tavsiyesiyle yapılmaya başlandı. Ancak geçen süre zarfında beylerbeyilerin sayıları da arttığından eski kıymet ve itibarları kalmadı. Eyaletlerin kaldırılması ile, vilayetlerin teşekkülü ve buralara valilerin tayin edilmesi ile beylerbeylik bir ünvandan ibaret kaldı. Klasik devirde Osmanlı Devletindeki beylerbeylikler şunlardır: Rumeli, Cezayir, Budin, Temaşvar, Anadolu, Karaman, Eyalet-i Rum, Haleb, Şam, Mısır, Yemen, Habeş, Diyarbakır, Rakka, Bağdat, Basra ve Lahza, Van, Dulkadriye, Erzurum, Kıbrıs, Cezayir-i Garb, Kefe, Tiflis, Kars, Trablus-ı Mağrib, Pelengan, Revan, Şemahi, Bosna, Kanije, Eğri, Özü, Adana, Trabzon ve Çıldır.

Osmanlılarda ilk beylerbeyi, Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa’dır. Bu görev onun ölümü üzerine, Lala Şahin Paşa’ya verildi, onu Timurtaş Paşa izledi. I. Murat, Rumeli’nin ele geçirilmesinde yararlı rol oynayan Lala Şahin Paşa’yı Rumeli Beylerbeyi, Çandarlı Halil Paşa’yı da kazasker atayarak ilk önemli yönetim örgütünü kurmuş oldu. 1362’de Edirne alındığında da, beylerbeyi olarak Lala Şahin Paşa’ yı bu kentte bırakarak kendisi Bursa’ya döndü. Yıldırım Bayezit döneminde bu görevi yapan Timurtaş Paşa, beylerbeylik, Anadolu ve Rumeli olarak ikiye ayrılınca, Anadolu Beylerbeyliği’ ne getirildiyse de Anadolu ve Rumeli beylerbeyliklerinin kesin kuruluş tarihleri bilinmemektedir.

Rumeli’de ilk beylerbeylik merkezi önce Edirne, arkasından da Sofya oldu. Anadolu’da ise önceleri Ankara iken, daha sonra Kütahya’ya taşındı. Beylerbeylik sisteminde, bu ikisi, imparatorluğun yaşamında en önemli yeri tuttu. Padişah, Rumeli’de bir sefere çıktığı zaman, Rumeli beylerbeyi askerleriyle padişahın sağında, Anadolu beylerbeyi ise solunda yer alır, sefer Anadolu kesiminde ise bunun tersi olurdu. Devletin sınırları genişledikçe, beylerbeylik merkezleri de çoğaldı.

Anadolu bölümünde başlıca beylerbeylik merkezleri: Aydın, Karaman, Sivas, Erzurum, Tebriz, Diyarbekir, Musul, Bağdat, Halep, Şam, Mısır, Yemen, Hicaz ve Habeş; Afrika yakasında ise Trab-lusgarb, Tunus ve Cezayir; Avrupa’da Rumeli Beylerbeyliği’nden başka, Mora, Budin, Tamışvar, Bosna, Vidin (kısa bir süre), Edirne, daha sonraları Paşa livası olarak özel bir yönetim biçimini aldı. Devlet örgütünün 15. yüzyıldan başlayarak büyümesi ve vezirlerin sayılarının artması üzerine, görevden alınan kimi vezirler, beylerbeyi olarak merkezden uzaklaştırıldıkça, beylerbeyleri, giderek etkilerini yitirerek mirlivalık (tuğgenerallik) rütbesini kabule zorlandılar. Eyaletlerinin geliriyle de asker beslemek ve geçimlerini sağlamak zorundaydılar.

Sözlükte "beylerbeyi" ne demek?

1. Sancak beylerinin başı.

Beylerbeyi kelimesinin ingilizcesi

[Beylerbey] n. grand seigneur, grand seignior